Kampanyamıza Desekleyenler

13/2/2008 ·

Okulumuza kütüphane kurmak ve ihtiyaçlarımızı karşılamak için başlatmış olduğumuz kampanyaya destek olan ve  bizi yalnız bırakmayan tüm kurum ve kişilere teşekkür ederiz. Burada ismini yazmayı unuttuğumuz kişi ve kurumlar bizimle irtibata geçerlerse seviniriz.

 

www.koyogretmeni.com

100. Yıl İlköğretim Okulu / Güroymak- BİTLİS

Ulusal Köy Kütüphaneleri Projesi / İstanbul

Nizam KATANA / İZMİR

İbrahim KARSLI / İZMİR

Nurol Holding / ANKARA

Çağdaş Eğitim Vakfı / İSTANBUL

Nuran AYAN / BURSA

TOBB Ticaret Odası Gebze Şubesi / KOCAELİ

Erkal DOĞAN / ANKARA

Deniz Yıldızı Eğitim, Kültür ve Dayanışma Derneği / İSTANBUL

Canan ALTINEL / İSTANBUL

Levent KARATAŞ / İSTANBUL

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği / İSTANBUL

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Üsküdar Şubesi / İSTANBUL

Sema OCAKÇIOĞLU / İSTANBUL

Meral AKYILDIZ

Kadir DURMAZ

Ayşen BOZKURT / ANKARA

Erol TUNCER / ANKARA

Saffet GUETTA / İZMİR

Çiğdem GUETTA / İZMİR

İlhan DİNÇ / İSTANBUL

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Çanakkale Şubesi / ÇANAKKALE

Kartal Anadolu Lisesi Okul Aile Birliği / İSTANBUL

Özel Galilie Galilo İtalyan Lisesi / İSTANBUL

Marsall Boya ve Vernik A.Ş. / KOCAELİ

Nuri ATMACA / HATAY

Özel Balkan Koleji / İSTANBUL

AK PARTİ Çarşamba Gençlik Kolları / SAMSUN

77 İNŞAAT A.Ş Çalışanları / İSTANBUL

Cargidem A.Ş. Çalışanarı / İSTANBUL

Melek GÜNGÖR (Yazar)

www.motobirlik.com

Sevtap ÖZGÜR / İSTANBUL

Gençlik Merkezi / DİYARBAKIR

Muhammet .................. / İSTANBUL

http://www.zenscooclub.com

Haber Expres Gazetesi / SAMSUN

Ülkü İlköğretim Okulu 2/A Sınıfı / ESKİŞEHİR

Marvel Denizcilik LTD. ŞTİ. / İSTANBUL

Nilifer ÇİNEL (Cardex)/ İSTANBUL

Gülşah ÖKTEM / İSTANBUL

Hakan ÖZTOP / İSTANBUL

Kocaeliler Derneği / ANKARA

Sabriye KOCABAŞOĞLU /BURSA

Songül REYHANİOĞLU / HATAY

Demet KIYMIR / İSTANBUL

Karai Rotory Klübü

Bilal AYDIN/İZMİR

Adnan Menderes Havaalanı Çalışanları / İZMİR

Ebru KILIÇASLAN / ANKARA

Konya Anadolu Lisesi / KONYA

Nesil Basım Yayıncılık ve Dağıtım A.Ş. / İSTANBUL

Diler DALKOÇOĞLU / İSTANBUL

Ebru KOYLAN / İSTANBUL

Sevtap ÖZGÜR / ANTALYA

Selim İlter EFEOĞLU / İSTANBUL

Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Y.O./ ESKİŞEHİR

Çağrıbey Aaadolu Lisesi / ANKARA

Türk-Amerikan Kadınları Yardımlaşma Derneği /ANKARA

Horasan Yayınları

Didem Yenitür

Özel Yüce Koleji/ANKARA

Çağrıbey Anadolu Lisesi

Nazım Hikmet Kültür Merkezi

Acıbadem Mahalle Mahalle sakinleri ve Muhtarı

Türk Amerikan Kadınları Yardımlaşma Derneği

Kocaeliler Derneği

Turgutlu Rotary Klübü

Kom Tekstil san.

Zehra ARSLAN

Kamile KOCABAŞ

Dilek BAYDAR

Başak TOSUN

Kırklareli Anadolu Lisesi

A.Yalcin Eskitoros

Özel Ege Lisesi / İzmir

Pfizer toplum Takımı

Yamata İnşaat Ltd Şti

Papürüs Kağıtçılık Ltd Şti

Aynur EKMEKÇİ

Baki DÖKME

El Ele Daynışma ve Yardımlaşma Vakfı / Hollanda- Kampen

Dış İşleri Eşleri Derneği

Agaz A.Ş.

Cemil Özdemir

Vestel A.Ş.

Uğurcan IŞIK

Öztürk  BİNTUĞ

Süleyman Naci ESENER

Mehmet KARAMETE

Sevgi Mağaları Derneği

İrfan YILMAZ

Erbil AKYOLU 

Türkar ELEKTRİK / İstanbul

Bilken Üniversitesi Öğrenci Dekanlığı

 

 

 

 

 

 

Yorum (2) Yorum yaz!

KÖYDE ÖĞRETMEN OLMAK!...

27/5/2007 ·

Köyde Öğretmenlik Yapmanın Öğretmen Açısından Sıkıntılıları ve Olumlu Yönleri

         

         Köyde    öğretmenlik     yapmak!    Yüzeysel    olarak    bakılırsa     köyde öğretmenliğe;  mesleğini  severek  gerçekleştiren  biri için doğal olarak bakmak mümkünken,  mesleğini  yapmış  olarak  yapan  biri  için tam bir işkence olarak görülebilir.Değil  midir  ki,  her  bir  yaşantının zorlukları ve olumsuzlukları her daim vardır.

          Günümüz   şartlarında,   köylerde    öğretmenlik    mesleğini     yapmanın sıkıntıları  ve  olumsuzlukları aynı anda yaşanabilir.Sıkıntılarını büyüteç altında inceleyecek   olursak,   temel   sorunlarından   biri  coğrafi koşullarının güçlüğü olabilir. Özellikle  şehirden  gelen öğretmenler; taşra kentinin aşırı soğuk ya da aşırı   sıcak   havalarına,  dağlık,  tepelik  yollarına,  köyün  yerleşim  mekanına alışmakta  oldukça  zorlanabilirler.Şehir  merkezlerine   gerçekleştirilen  ulaşım zorluğu,  hatta zaman zaman ağır kış şartlarına imkansızlığı, öğretmenin  şehirle bağlantısını   kopararak   sosyal   ve   kişisel   ihtiyaçlarını   karşılamada  sıkıntı yaşamasına   sebep   teşkil   eder. Bunların   yanı sıra, öğretmenin köyde ikamet etmesi durumunda  lojman  sorunu yaşaması da mümkün. Öğretmen lojmanının bakımsızlığı,  tüm  ihtiyaçları karşılayamayacak durumda olması, elektrik ve su kesintisi problemlerinin yaşanması da seçenekler arasında yer alır.

           Köy     halkıyla      iletişim      kurulması;   eğitim-öğretim      faaliyetini gerçekleştirmek  üzere   görevli   bir öğretmen olunması açısından bir gereklilik. Böyle   bir   durumda   köylüyle   ilk  önceleri  yaşanacak  iletişim  sorunları  ve sonradan  kendini  gösterecek kopuşlar  öğretmen için problemler oluşturacaktır. İletişim  kuramamanın   nedenlerinden  biri  olarak,  özellikle  doğu   bölgelerde Kürtçe konuşulması öğretmenin karşısına çıkabilir. Köylünün Kürtçe konuştuğu ve   öğretmenin  Kürtçe  bilmediği  bir   durumda,   aralarında   anlaşmazlık   ve birbirlerini anlayamama sorunlarının yaşanması olasıdır.

           Köyde   yaşayacak  öğretmen,  köy halkıyla iletişimini güçlendirmek için onların  yaşantılarına  girmelidir. Öğretmen  köylünün   örf  ve  adetlerine uyum sağlama  ve  kabullenmenin  yanında,  hala  süre  gelen  ve yasalarca suç sayılan törelerinde   içine   girmiş  olacak. Yaşadığı   ülkenin  kanunlarına  aykırı  gelen törelerden  (kan davası, başlık parası…vb.)  köy halkını vazgeçirmeye (mantıklı bir şekilde)  çalışsa bile, yıllar   yılı  süre  gelen  ve  köylünün  sıkı  sıkıya bağlı olduğu töreleri kaldıramaz. Bu da öğretmenin bocalamasına yol açacaktır.

            Öğretmenin  şehirden  her  an  faydalandığı  sağlık kurumlarının, doktor, ilacın   çoğu   zaman  köy  şartlarında  temin  edilemeyecek  olması,  öğretmenin yetersiz sağlık koşullarıyla karşı karşıya kalmasına sebep olacaktır.

             Tüm  bunların  yanında,  öğretmen  eğitim-öğretimi gerçekleştirirken de bir    takım   sıkıntılar   yaşayacaktır.   Yukarda    bahsettiğim   üzere   farklı  bir   dil  kullanan  köyde  çocuklarda   Türkçe’yi     pek    bilmeyecek    beklide    hiç anlamayacaktır. Böyle  bir  durumda  öğretmenin  öğrencilerle iletişimi oldukça güç  gerçekleşecektir. Sınıf  içerisinde  yaşları  çok büyük olan ve hala ilk okula devam eden ve Türkçe bilmeyerek okuma-yazma öğrenmeye çalışan öğrencilere sağlıklı  bir  eğitim-öğretim  ortamı  oluşturmak oldukça zor olacaktır. Köylünün genelde  savunduğu  görüşe  göre  kız çocuklarının okutulmaması ve öğretmenin muhtemelen buna  karşı çıkarak  aileleri ikna etmeye çalışması da sorunları sınıf ortamına   taşıyacaktır. Köy    bütçesi   ve   öğretmenin   elde   edeceği  imkanlar çerçevesinde   sınıf   ortamını   sağlıklı    bir    eğitim   öğretim   ortamı   halinde düzenlemek  gerekli   araç  ve   gereçleri  temin etmek, okul  ve sınıfın  bakımını gerçekleştirmek   kendini   ayrı   bir problem olarak gösterecektir. Yetersiz kalan eğitim-öğretim   malzemeleri   öğretmeni zor duruma sokacak ve kaliteli öğretim gerçekleştirilmesini güçleştirecektir.

           Öğretmen;  köyde    personel    yetersizliğinden   dolayı   müdür,  memur, müstahdem  görevlerini  de  gerçekleştirmek  durumunda kalacaktır. Öğretmene ekstradan   işler  çıkacağı    için   öğretmen     kendine     zaman     ayıramayacak   ve yoğun    bir    çalışma    temposuna    girecektir. Bu   olumsuzlukların    yanı   sıra;   fikir     alışverişinde   bulunacağı,     bilgilerinden   faydalanabileceği   ve   yarar   sağlayabileceği    birinin   olmaması,   öğretmenin  yaşayabileceği  temel sıkıntıların başında yer almakta.

            Aslında   insan   görmek   isterse   baktığı    şeyde  pek  çok  olumsuzluk görebilir. Asıl  olan  ise;  tüm  olumsuzlukların    içerisinde    olumlu   noktaları bulabilmek,  güzelleri   fark   edip   çekip   alabilmektir. En   başta;   sizin  sizin gözlerinize   bakarak   kendilerini   görmeye çalışan , ağzınızdan çıkacak sözleri kollayan,   inanan,   güvenen   ve   benimseyen, geleceğine şekil verebileceğiniz ufacık   çocukların   hayatlarına    girmek,   ne   büyük   mutluluk   verir  insana. Öğretmenlere emanet edilen  ve şekillendirilmeyi  bekleyen çocuklar istenildiği üzere yetiştirilebilir

            Şehrin   yoğunluğundan   sıyrılarak;   köyde   hava kirliliği, trafik sorunu, gürültü,  ekonomik sıkıntılara sebep olan ikamet, sorunlarını yaşamadan, strese girmeden    kaliteli    bir  eğitim-öğretim   gerçekleştirilebilir.  Ayrıca;   öğrenci sayısının  az  olmasıyla,  öğrencilerle  bire  bir  iletişime geçme  ve öğrencilerle yakın ilgide bulunma imkanları artacaktır.

            Köy halkının şehirde yaşayan  velilere oranla, okul ve öğretmene duyduğu saygı ve sevginin yoğun olması sebebiyle öğretmen saygın bir mevkiye  sahiptir. Öğrenci velileriyle kurulacak yakın  ilişkiler sayesiyle  öğrenci sorunlarına daha fazla   eğilebilme,   eğitim-öğretim   ortamını  bu  kriterlere  göre zenginleştirme olanağına  sahiptir. Öğretmenini  seven   ve gözünde mükemmel bir insan olarak  canlandıran  öğrenci; hem  öğretmene  hem   de   öğretmenin yaptığı çalışmalara daha fedakar ve özverili bir şekilde yaklaşacaktır.

            Amirlerin   yersiz   baskılarından  uzak ve şehrin karmaşasından sıyrılmış öğretmen,  eğitimin   amaçlarına  uygun  olarak   özgür  ve  vicdani  bir  çalışma prensibi   belirleyerek  uygulayabilir. Bunların  yanı  sıra;  kırtasiyeciliğe  dayalı uygulamalar,   dersliklerin    yetersizliği    gibi   sorunları bir   kenara   bırakarak uygulayacağı eğitimin kalitesini arttırabilir.

            Köyde   öğretmenlik   yaparken;   köyde   yaşamın   verdiği  rahatlıklardan yararlanarak,    gereksiz     harcamalardan     kaçınarak   ve    haliyle    ekonomik harcamaları  en  aza  indirerek   öğretmen  geleceğine  yatırım  yapabilir,  maddi birikimler   gerçekleştirebilir. Öğretmenin   köyün   temiz  havası ve dinlendirici ortamıyla,   şehirde   karşılaşma   oranının  daha    yüksek   olduğu    hastalıklara yakalanma   olasılığı  daha  az olacak  ve  buna  dayalı olarak sağlık sorunlarının oluşturacağı maliyet azalacaktır.

             Tam bunların ötesinde; öğretmenlerinin  gözlerinin içine bakan, ağzından çıkan   her  kelimeyi  doğru  kabul  eden,  her  sabah  yüzlerinde   gülümsemeyle öğretmenini   karşılayan   çocuklar   insanın tüm sorunlarını ardında bırakmasına sebep olabilir. Eskiden  beri süre gelen, köy okullarındaki çocukların daha uysal, öğretmene daha  bir  saygıyla   bakan  bireyler  olduğu  görüşü  eminim  ki  hala geçerliliğini  sürdürüyor. Gerçeklikle  söylüyorum  ki;  şu  anda bile kendimi bir köyde  öğretmenlik  yapıyor  olarak  düşlerken  yüzümde bir tebessüm oluşuyor. Bilim  ve  teknolojiyi  takip  ederek, gelişen ve değişen yaşam standartlarını göz önünde  bulundurarak  ve  bilgilerini  tazeleme ve geliştirme çabası içine girerek eğitim-öğretim    faaliyetlerini    düzenleyen    öğretmen     kaliteli   bir   öğretim gerçekleştirecektir. Tüm  zorluk  ve  olumsuzluklara  karşı kendi prensiplerinden taviz  vermemesi,   hep  daha   iyiyi   hedeflemesi,  öğretmenin  köy   yaşantısına gömülmemesi yerine, köy   halkını  ideal  standartlar doğrultusunda ilerletmesini sağlayacaktır. Bu  durumsa,  öğretmenin  fikren  ve  manen   huzurlu ve görevini hakkıyla     yerine    getirmesinden     kaynaklanacak     mutluluğu     beraberinde getirecektir.

             

   Dilek BOZKIRLI

    

 

 

KÖYDE ÖĞRETMENLİĞİN SIKINTILARI VE KOLAYLIKLARI

       - Köy öğretmenlerinin kendi giderleri için pek de para harcaması gerekmiyor. Eğer kışın yolları kapanıyorsa, istese de harcayamaz. Ev kirası ödemesi gerekmiyor. Bir çok yerde yumurta, peynir, süt...gibi ihtiyaçlarını da köylüler karşılıyormuş zaten. Sık sık aynı giysileri giyen öğretmene, çocuklar "Öğretmeni, sizin başka giysiniz yok mu?" diye de sormazmış. Ulaşım için de para harcanmıyor.

       Ancak bana kalırsa okulun ve öğrencilerin araç-gereç eksikleri iyi bir öğretmeni rahatsız eder ve bunlara para harcar. Bir çok köyde veliler eğitim için para vermekten kaçınırmış. Malatya merkeze bağlı Yeniköy ve Sivas'ın Ulaş ilçesine bağlı Küpeli köyü'nün 2/3'lık bir kısmı buna örnek. Ben sadece paralarının olmadığını düşünüyordum. Ama küpeli köyü imamı, camiye yapılacak ikinci minare için bağış topladığında, her ev birer koç bağışlamış. Yani isteseler verirler. Neden her ne olursa olsun okulun ve öğrencilerin ihtiyaçları karşılanmazsa duyarlı bir öğretmen buna "Boş ver!" deyip geçemez ve kesenin ağzını açabilir.

       -Eğer çocuklarla aynı dili konuşmuyorsanız, eğitim öğretim etkinlikleri büyük ölçüde aksıyormuş. Tek sorun dil de değil ailenin eğitim-öğretime değer vermemesi, yardımcı olmaması, kız çocouklarını okula göndermek istememesi, çocukların tarım ve hayvancılık gibi işlerde çalışması nedeni ile okula gelememesi,biliçsiz ve eğitimsiz ailenin çocuğa dersleri konusunda yardım etmemesi ya da edememesi, ders araç- gereçlerinin eksikliği, çocukların okula düzenli gelememesi... Bunları bana öğretmenler anlattı. Benim de eklemek istediklerim var:

       Köye genellikle deneyimsiz öğretmen gönderiliyor. Bir de birleştirilmiş sınıfta tek öğretmense faydalanabileceği eksikliklerini giderebileceği bir iş arkadaşı yok. Eğer yol yoksa komşu köye veya ilçeye de gidemez, yardım alamaz.

       Öğrenci sayısı az olunca ilgi ve yeteneklerine göre öğrencilere yeterince yardımcı olamaz. 20 öğrencinin bulunduğu bir okulda koro oluşturmak için hepsinin müzik kulağının olması, müziği sevmesi, buna yetenekli ve istekli olması gerekir. Voleybol, futbol vs. gibi spor etkinlikleri yapılacak ve bir takım kurulacaksa bunların hepsinin voleybol ve futbola ilgisinin olması, yetenekli ve istekli olması gerekir. Bu da yetmez bir sınıf ve bir müdür odasından oluşan bir okulda, kış aylarında spor çalışması yapılamaz. 5-6 ay çalışmaz ve sonra çalışmaya başlarsa da verimli olmaz. Bu şartlarda öğretmenin çocukların ilği ve yeteneklerine göre gruplar oluşturması mümkün değıldır. Şartlar uygun olsa da köylü kızının voleybol oynamasına izin verecek mi? Verse bile çocuk, çalılşmalarının ve emeğinin ürününü almak istemeyecek mi? Bir takım oluşmazsa, müsabaka yapılmazsa çocuk ve veli zamanını boşa harcadığını düşünmeyecek mi? Öğretmen onlara bunun aksini nasıl anlatacak? Bunların hepsi bir yana, öğretmen hem koro hem voleybol hem futbol... için yeterli zamanı bulabilecek mi? Öğretmenin bu alanlarda bilgi ve yeteneğe de ihtiyacı vardır. Müzik kulağı olmayan öğretmen çocuğun doğru sesi çıkarıp çıkarmayacağını nasıl anlayacak? Bunların hepsi için çok sayıda öğretmen ve çok sayıda öğrenciye ihtiyaç var.

       6 aylık resim öğretmeni bana şunu söylemişti:Eğitim-öğretim bir ekip çalışmasıdır. Öğrenci, veli, yönetici ve öğretmenlerden oluşan bir ekip... O öğretmen öğrencilere güler yüzlü, yumuşak ve yakın davranıyormuş ama ailesinden dayak yiyerek okula gelen, diğer öğretmenlerden dayak yiyen çocuklara bu şekilde yaklaşmak, öğrencilere de kendisine de bir şey kazandırmadığı gibi onu köreltiyormuş. Çünkü, öğrenciler onu ve dersini önemsememeye başlamış. "Bu bir ekip çalışmasıdır. Ya diğer öğretmenler benim gibi davranacak ya da ben onlar gibi..."dedi. Işte tek öğretmenli bir okulda bu tür sorunlar daha az yaşanabilir. Çünkü öğretmen ne derse, ne yaparsa doğrudur. Ben bir sınıfta "Şiddet uygulamak doğru değildir." dediğimde ve yaptığımda, çocuk aksi bir uygulama görmeyecek bir başka öğretmenden.

       Bir de tek öğretmenli okulda, öğretmen vicdanı ile başbaşadır. Teftiş pek de ise yaramıyor anladığım kadarıyla. Çünkü hala şiddet uygulayan, kendını geliştirmeyen, öğrenciye ezber dışında birşey yaptırmayan öğretmenler görev yapıyor. Tek denetim, öğretmenin vicdanı, bu durum öğretmen açısından kolaylıktır. Ancak farklı açılardan da bakmak gerekir.

       - Öğretmenlerin en çok sözünü ettiği ve yakındığı durumlardan biri de sağlık koşulları. Bir tarafta doğal ve sağlıklı bir yerleşim birimi, diğer tarafta da sağlık personelı ve ilaç yetersizliği var. Sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konusunda bilinçsiz aile ve bilinçsiz çocuklar var.Tek tip beslenme, hayvanlarla yakın ilişkiden doğan hastalıklar, ebe bulunmadığı için riskli doğumların ölümle sonuçlanması, soğuk hava koşullaruı nedeniyle donma tehlikesi geçiren çocuklar, temizlik alışkanlığı kazanmamış insanlar... Siirt'in Geçitaltı köyünde öğretmenlik yapan Hasan Dayanıklı adlı bir öğretmenin gece yarısı kapısı çalınmış. Gelen iki kişiden birinin gelini doğum yapamıyormuş. Çocuk ters geliyormuş. Bunun için öğretmenden yardım istemişler. Öğretmen kadını bir merdivene yatırmalarını ve bu şekilde yaya olarak (5 saatlik) ilçeye götürmeye karar vermişler. Yarım saat sonra kadının çığlığı ve bebek ağlaması duyulmuş. Sarsıntıdan dolayı bebek düzelmiş ve doğum olayı gerçekleşmiş. Kadın, bebek ve öğretmen bu kadar şanslı olmayabilirdi.

       Köyde hukuk kuralları değil töreler biliniyor ve önemseniyor. Görüştüğüm 5 öğretmenden 3' ü "Köylünün suyuna gitmek gerek." diyerek köy kurallarına, 2' sı "Doğrusu hukuk kurallarıdır. Buna uymak ve köylüye öğretmek gerekir." diyerek hukuk kurallarına uymaya çalışmış. Yani bu durumun sıkıntı olarak kabul edilmesi öğretmenden öğretmene değişir. Elbette köylü ile iyi geçinmek gerekir. Ancak doğru olmadığını bile bile beşık kertmesi senedi hazırlamak bana göre değil. Mesele sadece rahat etmem değil, köylü nasıl gelişecek, nasıl değişecek öğretmen onlara yardım etmezse? Öğretmen yardım etmek için neyi bekliyor? Amacı ne? Bu isi öğretmen yapmazsa kim yapacak?

       Kısaca, köyde öğretmenliğin sıkıntıları ve kolaylıkları, köyden köye, öğretmenden öğretmene değişir. Sıkıntıların çözüm yolları da...

Melike YETKİN

 

 

 

Köyde Öğretmen Olmak ya da Öğretmenli Köy Olmak

"Türk köylüsünün ruhu, durgun ve derin bir sudur.
Bunun dibinde ne var? Bir yalçin kaya mi, bir yumusak
kum tabakasi mi?"


Köy ve ögretmen kelimelerinin bir araya gelerek
olusturdugu bu ifade, köy'ün ve ögretmen'in
çagristirdigi anlamlardan azade fakat onlari da içeren
genis kavisli bir parantez açiyor. Köyde ögretmen
olmak ögretmene, ögretmenli köy olmak köy'e deger
katan bir olumlu durum olarak düsünülüyor.




Zorluklari güzelligine ve kudsiyetine engel olamayan
bir fedakarlik meslegidir ögretmenlik... Tabii hakki
verilerek icra edilen bir sanat oldugu müddetçe bu
geçerlidir.




Köye ve köylüye dair edinilecek ilk olumsuz
izlenimler sonrasinda su sarsici satirlar animsanmali:
"Bunun sebebi, Türk aydini gene sensin! Bu viran ülke
ve bu yoksul insan kitlesi için ne yaptin? Yillarca
onun kanini emdikten ve onu bir posa halinde kati
toprak üstüne attiktan sonra, simdi de gelip ondan
tiksinmek hakkini kendinde buluyorsun." (Yakup Kadri)
Köyde egitim konusunu en iyi tahlil edenlerden biri
olan ve Köy Enstitülerinin kurulmasina ön ayak olan
I.Hakki Tonguç'un bu alandaki tespitleri oldukça
manidardir.

 

1940'li yillarda Türk aydinin köyü ihmal
ettigini söyleyen Tonguç devaminda "...Bazi aydinlar,
köye ve köylüye romantik yaklasmis, bazi aydinlar köyü
tamamen reddetmis, bazilari ise köyü sadece ziraat
açisindan degerli, köylüyü sehirlinin yiyecek
ihtiyacini karsilayan birey olarak tanimlamistir..."
Yine Tonguç'a göre, ülkenin kaderinin degismesi,
ülkenin kalkinmasina baglidir. Köye dayanmayan hiç bir
kalkinma kesin sonuç vermez. Köylü fakirse halk da
fakirdir.




Milli egitimin temel hedeflerinden olan "çagdas
uygarlik seviyesine yükselmek" amaci, köysüz köylüsüz
gerceklesemeyeceginden ögretmen "toplumsal degisim
ajani" olarak çalisacagi köyde ne yaptiginin
bilincinde, sorumluluklarinin farkinda ve görevinin
gerektirdigi niteliklere sahip olmalidir.




Köyde köylülesme tehlikesiyle karsilasan ögretmen,
çok uyanik olmazsa bu köylüyü ve köyü tanima, köyün
sosyal ve psikolojik özelliklerini kavrama sürecinde
orjinalligini, farkliligini, aydin olma vasfini
yitirebilir. Oysa amaç, ögretmenin köylülesmesi degil;
köylünün ögretmenlesmesidir. Ögretmen burda bilimi,
teknolojiyi, cagdas degerleri ve ulusal vizyonumuzu
temsil etmektedir.




Ögretmen köye ilk adim attiginda elinde bir orakla
hasata gelmis çiftçi gibi davranirsa hayal kirikligina
ugramasi olasidir. Önce kendine "Ne ektin ki, ne
biçeceksin?" diye sormalidir. Ve Anadolu halkinin
ruhuna nüfuz etmeye, kafasini aydinlatmaya, vücudunu
beslemeye, üstünde yasadigi topragi isletmeye
yönlendirmeli; onu hayvani duygularin, cehaletin,
yoksullugun ve kitligin elinde birakmamalidir.
Köy ögretmenleri, köyü degistirirken hic degismezler
mi?

Degisirler...

 

Köyde yasayan ögretmenlerle görüstügümde dis cephelerinin (kilik kiyafet tras sekli vs.) degistigini gözlemledim. Konusmalrinda yer yer köylü pelesenklerinin yer bulduguna sahit oldum. (istisnalar her zaman mevcuttur!)




Mesleki anlamda az ögrenci, cok konu ve orman
arazileri gibi agaclandirmaya müsait, verimli ama
fidansiz zihinler. Her şey sizin elinize bakiyor. Her
zaman yapacak çok isiniz var... Ama mesleki doyum
için; bir mesenin 50 yilda bir palamut verdigini
animsayarak beklemek, sabretmek zorundasiniz. Iste bu
sürece alisana kadar ögretmen, kendi yeterliliklerini
sorgulayacak, basarisizliklardan kendini sorumlu
tutacak ve iyi ögretemedigini düsünecek olursa;
kendilerini istifaya kadar sürükleyecek duygusal bir
sendrom içine girebilir. (Mesleklerinin ilk
senelerinde istifayi düsünen bu kadar çok ögretmen
oldugunu ben de bilmiyordum!)




Sosyo-kültürel anlamda kozmopolit bir hayata hazir
olmasi gereken köy ögretmeni esnekligi elden
birakmamalidir. Fakat ya asiri gelenekçi bir aileden
geliyorsa? Ya da köyün tuhaf adetlerini açiktan
elestirir, yadirgar ya da kötülerse?! Iste o zaman
köylü ile arasinda bir uçurum meydana gelecektir. Bu
uçurumun olmamasi için sürekli toleransli, anlayisli
ve hosgörülü olmak muhtemelen ögretmeni psikolojik
anlamda yipratacaktir.




Idealist ögretmenlerin yasadiklari olumsuzluklar
sonrasinda yilmamalari için, idari ve sinif
teftislerinde rehberlik etmekle yükümlü müfettislerin
takdirleri ögretmenlerin azimlerini arttirabilir.
Fakat bu rehberlik hizmetinin aksamasi ya da tam
yapilmamasi ögretmene kolayciliga; tek yöntem, tek
program, tek sinif,iki materyal (tahta ve tebesir) le
dönemi bitirmeye yönlendirebilir. Ögretmen yenilenme
ve gelismeye açiklik yetenegini yitirebilir ve
vazifesini boslayabilir.




Ekonnomik anlamda köy ögretmenligi -köyde kalanlar
için özellikle- getirisi götürüsünden fazla olan
avantajli bir meslek olarak görünmektedir. Bu durum,
ögretmen ve köylünün iletisiminin kalite ve niteligine
göre degisebilmektedir.




Ders kitaplarinin yoklugu, egitim araçlarinin
temini idari defter ve materyallerin, demirbas
esyalarin temin ve korunmasi ögretmenin sorumlulugunda
oldugundan ekonomik anlamda bazi ekstra giderlere
sebep olabilmektedir.




Farkli köylerde farkli kültür ve yasantilari
gözlemleyen ögretmenlerin ülkeleri hakkinda daha
objektif ve tutarli bir perspektife sahip olacaklarini
düsünüyorum. Çok okuyan kadar çok gezenin de çok
bildigini varsayarsak ve yaparak yasayarak ögrenmenin
en kalici ögrenme oldugunu hatirlarsak; köylerin
ögretmenler icin hem mesleki hem de bireysel
gelisimlerinde çesitli ve degerli tecrübelere kapi
araladigi açiktir.

 

Ögretmen Evliya Çelebivari gözlemciligi, meraki, arastirmaciligi takinir; Anadolu ve Rumeli'yi en bastan bütünüyle severse, "sevgi dolu bir kalbe hiçbir kalp hayir demez." sirrinca sevilir.
Ayrica köyün danisma gruplarini ve grup normlarini
iyi bilen, köylünün sorunlariyla ilgilenen, mali ve
hukuki konularda ve köylüyü haklarindan haberdar
etmede onlara yardimci olan ögretmen psiko-sosyal
anlamda doyuma ulasir.


Her ne kadar köyle kent yasami arasinda gel-gitler
yasayan, sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetlere
katilamayan ve bu yüzden entellektüel kimligi
zedelenen ögretmen düsüncelerini ifadede ve onlarin
dogru anlasilmasinda problemler yasasa da
unutmamalidir ki:

 

"Bir mıh, bir nal kurtarır
Bir nal, bir at kurtarır
Bir at, bir atlı kurtarır
Bir atlı, bir muharebe kurtarır
Bir muharebe, bir ülke kurtarır."


Daha aydın yarınlara kanat çırpmak ümidiyle, açık uçlu saygılarımı sunuyorum.


Gülsüm Akboğa

 

 

KÖY ÖĞRETMENLERININ SORUNLARİ


Toplumların gelişmişlik düzeyi, ,yetiştirmiş oldukları insanların
kalitesine bağlıdır.Bunun için eğitime destek verilmeli , mali bütçede
eğitime mümkün olduğunca büyük pay ayrılmalıdır.Insanlarda, kişiliğin
temelleri çocukluk yıllarında atılır.Çocukluk yıllarında, birey ne
öğrenirse büyüdüğü zamanda o davranışları gösterir.Daha sonra bu
davranışları değiştiremeyiz.Burada okul öncesi ile ilkokul öğretmenlerine
büyük görevler düşmektedir.Fakat ülkemizde sınıf öğremenleri
önemsenmemekle birlikte , bu dönem çocuklaında gelişimsel (zihinsel ,
psikolojik) özellikleri dikkate alınmamaktadır. Aksine branş
öğretmenlerine büyük önem verilmektedir.Sınıf öğretmenliğinin bu derece basite indirgenmesinde devletin izlediği eğitim politikasının da yeri büyüktür.Çünkü, bu alana eğitimle alakası olmayan kişiler getirilmiştir.
Bu yüzden toplumun da, sınıf öğretmenliğine bakış açısı olumsuzdur.Ister
okumuş (cahiller) isterse okumamış insanlar olsun bu işin yalnız öğretim
kısmıyla ilgilenmektedirler.Diğer faktörler göz ardı edilmektedir.Kısaca
sınıf öğretmenliği cazip bir meslek değil, ancak insanların en son
başvurdukları ( aç kalmamak için ) bir meslek olmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin ilk atandığı yer olan köylerde
karşılaşılan sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.
-Köyün öğretmenlere itici gelmesi:Gerek sosyal etkinliklerin olmayışı,
gerekse köy yaşayışını görmeyenler için köyün son derece itici gelmesi,
-Köyde , sağlık kurumlarının olmayışı,
-Yiyecek temin edecekleri bir yerin olmayışı,
-Barınak problemi
-Ulaşım zorluğu.
-Köyde okumuş kimsenin olmayışı: Bu sorun yüzünden öğretmenin
arkadaşlık kuracağı kimse olmadığından , öğretmenin kendisini
geliştirememesi yüzünden mesleki erozyona uğramaktadır.
-Maddi sıkıntılar,
-Müfettişlerin, köy çocuklaının öğrenim düzeylerini ve çevre
koşullaını bilmeden gereksiz açıklamalarda bulunmaları, öğretmenleri güç
durumda bırakmaktadır.
-Öğretmenin, gün boyu ayakta durması ve tebeşir tozu yutması yüzünden
sağlık sorunları ile karşı karşıya kalması,
-Köylülerin , çocuklarının eğitimiyle ilgilenmemesi,
-Öğrencilerin ,dil problemleri yüzünden öğretmenin anlattıklarını
anlamakta güçlük çekmeleri,
-Velilerin , veli toplantılarına katılmamaları,
-Okulun ihtiyaçları söz konusu olduğunda veli ilgisizliği,
-Öğretmenlerin her şeyi bildiği anlayışı , yüzünden öğretmenlere her
türlü sorunu getirip, ondan bu sorunları çözmelerini istemeleri
(hastalanan çocuklaına ilaç istemeleri gibi)
gibi sorunlarla öğretmenler karşı karşıya kalmaktadır.

SALİHA FİDANLIGÜL

 

 

 

' Büyük düşün ama küçük zevklerin de tadına var ' demiş ünlü
büyüklerimizden biri.Öğretmenlik , büyük düşünülmesi gereken önem-
li bir meslektir.
Öğretim , tarihte görüldüğü gibi sadece ' seçkin ' insanlara veri-
len bir olgu değildir. Özellikle ülkemiz için düşünüldüğünde nüfusumu-
zun büyük bir kısmı kırsal alanlarda yaşamaktadır.Siz sadece şehir-
deki insanlara eğitim-öğretim sunarsanız nüfusun büyük bir bölümünü
gözden çıkarmış olursunuz.
Köyde öğretmenlik yapmış öğretmenlerimize ' köyde öğretmen-
lik yapmak insana ne kazandırır ne kaybettirir 'diye sorduğumda çoğu
' bu iyi birşey değil bol bol canınız sıkılır 'dedi. Bazı öğretmenlerimiz
ise ' köyde çok şey öğrenirsiniz , insan ilişkileri daha kuvvetlidir , dene-
yim kazanırsınız , birikim yapabilirsiniz , herşeyin hormonlu olduğu bu
dönemde dogal beslenir , temiz havada yaşarsınız ' dediler.
İlk sözümüze geliyoruz sanırım. Eğer siz kendinizi yetiştirmek
istiyorsanız bir yolunu bulup bunu başarabilirsiniz ' mesleki erezyona
uğrarsınız ' diyenlerin aksine ; eğer siz eğlenmeyi seviyorsanız ken-
dinize bir uğraş bulabilirsiniz (sonuçta köyde de insan var ) 'sosyal hiç-
bir şey yok ' diyenlerin aksine.
Her işin zor , kolay ; sevilen , sevilmeyen ; güzel , çirkin ; iyi ,
kötü... yönleri vardır.Her ne kadar gideceğimiz köyler bizim bakış
açımıza göre güzelleşecekse de çoğumuz köylere gitmek istemeye-
ceğiz.Benim tek isteğim : biraz para kazanmak için oradaki çocukların
hayatıyla oynanmamasıdır.Hala köye gitmek istemeyen arkadaşları-
mız varsa bir an önce para kazanmanın farklı bir yolunu bulmalılar.


Figen ÇAM

 

 

Her işin olduğu gibi köy öğretmenliğinin de hem iyi hem kötü
yönleri var.
Doğayi ve doğal ortamı sevenler için köyde öğetmenlik yapmak
büyük avantaj.Şehrin kalabaliği ve sitresinden uzak. Insanlarinda sa-
mimiyet var,birbirlerine değer veriyorlar.Bunlar bir insan için çokşey
ifade eder.
Birde olumsuz yönlerine bakalım: sosyal faliyeti yok,gezilecek yer
yok,sinama yok,market yok daha bir sürü yok. bana göre bunlar bü-
yük sorunmuş gibi görülmemeli. insan isterse herşeyin üstesinden ge-
lir. Öğretmen bunun gibi bazı şeylerden mahrum kalabilmeli,birkaç
ferdin yasamina güzelik getirmek için.
Sahile deniz yıldızları vurmuş,ölmek üzereler hepsi de suya muh-
taç. Küçük bir çocuk hızla bu deniz yıldızlarını, suya atmaya başliyor.
Oradan geçen yaslı bir amca:
-Evladım senin suya atmanla ne kadari kurtulur? der.
Çocuk elindeki deniz yıldızını göstererek.
-Bunları suya atmam benim için fazla birşey ifade etmez ama,bunlar
için çok şey ifade eder.
Burada olduğu gibi köyde birkaç yıl öğretmen olmak ,bizim için
çokşey ifade etmeyebilir.Orada yaşayan insanlar için öğretmen
çokşey ifade eder.

Elif MUMLU

 

 

ülkemizde köyde ögretmenlik yapmanin olumlu ve olumsuz bir takim yanlari bulunmaktadir.Köylerde ögretmenlik yapmanin olumlu taraflarini görebilmek için her seyden önce bu meslegi sevmemiz gerekmektedir.Aksi taktirde en donanimli ve rahat yerlerde ögretmenlik yapsakta bizler bu meslegi sevmedikten sonra hersey bizim açimizdan olumsuzdur.Köy ögretmeni herseyden önce bulundugu yerde bir çok imkandan mahrum olarak egitim yapmaktadir.Ekonomik ve egitim açisindan eksiklikleri bulunan bir köyde ögretmen ve ögrenci olmak elbette kolay degildir;ancak yüklendigi misyonun basit olmadiginin farkinda olan bir köy ögretmeni her seyden önce kendisini çok yönlü yetistirme ihtiyaci hissedecektir.Zorluklara karsi direnmeyi ve fedakarlik yapmayi ögrenecektir.imkansizliklar içinde imkan yaratabilecek ve zorluklar karsisinda olgunlasacaktir.Tabiki bunlar ögretmenlik meslegini her seyden önce bir ideal,gaye ve bir hizmet meslegi olarak gören köy ögretmenleri için geçerlidir.Çünkü bu ögretmenler insan yetistirdiklerinin farkindadirlar.
Köyde ögretmenlik yapan bir ögretmenin ekonomik açidan ciddi harcamalari olmamaktadir.Eger köy okullarinin lojmanlarinda oturuyorsa bu kendisi için daha ekonomik olacaktir.Fakat bir çok köyümüzde yasanan barinma ve ulasim sorunu ögretmenleri olumsuz etkilemektedir.Ancak sehirde yasayip büyüyen bir ögretmen köy ortamina tam anlamiyla adapte olamadigindan ve köylülesme gibi bir sorunla karsilasacagindan daha çok il veya ilçe merkezlerinde k

Yorum (3) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »