KÖYDE ÖĞRETMEN OLMAK!...
Köyde Öğretmenlik Yapmanın Öğretmen Açısından Sıkıntılıları ve Olumlu Yönleri
Köyde öğretmenlik yapmak! Yüzeysel olarak bakılırsa köyde öğretmenliğe; mesleğini severek gerçekleştiren biri için doğal olarak bakmak mümkünken, mesleğini yapmış olarak yapan biri için tam bir işkence olarak görülebilir.Değil midir ki, her bir yaşantının zorlukları ve olumsuzlukları her daim vardır.
Günümüz şartlarında, köylerde öğretmenlik mesleğini yapmanın sıkıntıları ve olumsuzlukları aynı anda yaşanabilir.Sıkıntılarını büyüteç altında inceleyecek olursak, temel sorunlarından biri coğrafi koşullarının güçlüğü olabilir. Özellikle şehirden gelen öğretmenler; taşra kentinin aşırı soğuk ya da aşırı sıcak havalarına, dağlık, tepelik yollarına, köyün yerleşim mekanına alışmakta oldukça zorlanabilirler.Şehir merkezlerine gerçekleştirilen ulaşım zorluğu, hatta zaman zaman ağır kış şartlarına imkansızlığı, öğretmenin şehirle bağlantısını kopararak sosyal ve kişisel ihtiyaçlarını karşılamada sıkıntı yaşamasına sebep teşkil eder. Bunların yanı sıra, öğretmenin köyde ikamet etmesi durumunda lojman sorunu yaşaması da mümkün. Öğretmen lojmanının bakımsızlığı, tüm ihtiyaçları karşılayamayacak durumda olması, elektrik ve su kesintisi problemlerinin yaşanması da seçenekler arasında yer alır.
Köy halkıyla iletişim kurulması; eğitim-öğretim faaliyetini gerçekleştirmek üzere görevli bir öğretmen olunması açısından bir gereklilik. Böyle bir durumda köylüyle ilk önceleri yaşanacak iletişim sorunları ve sonradan kendini gösterecek kopuşlar öğretmen için problemler oluşturacaktır. İletişim kuramamanın nedenlerinden biri olarak, özellikle doğu bölgelerde Kürtçe konuşulması öğretmenin karşısına çıkabilir. Köylünün Kürtçe konuştuğu ve öğretmenin Kürtçe bilmediği bir durumda, aralarında anlaşmazlık ve birbirlerini anlayamama sorunlarının yaşanması olasıdır.
Köyde yaşayacak öğretmen, köy halkıyla iletişimini güçlendirmek için onların yaşantılarına girmelidir. Öğretmen köylünün örf ve adetlerine uyum sağlama ve kabullenmenin yanında, hala süre gelen ve yasalarca suç sayılan törelerinde içine girmiş olacak. Yaşadığı ülkenin kanunlarına aykırı gelen törelerden (kan davası, başlık parası…vb.) köy halkını vazgeçirmeye (mantıklı bir şekilde) çalışsa bile, yıllar yılı süre gelen ve köylünün sıkı sıkıya bağlı olduğu töreleri kaldıramaz. Bu da öğretmenin bocalamasına yol açacaktır.
Öğretmenin şehirden her an faydalandığı sağlık kurumlarının, doktor, ilacın çoğu zaman köy şartlarında temin edilemeyecek olması, öğretmenin yetersiz sağlık koşullarıyla karşı karşıya kalmasına sebep olacaktır.
Tüm bunların yanında, öğretmen eğitim-öğretimi gerçekleştirirken de bir takım sıkıntılar yaşayacaktır. Yukarda bahsettiğim üzere farklı bir dil kullanan köyde çocuklarda Türkçe’yi pek bilmeyecek beklide hiç anlamayacaktır. Böyle bir durumda öğretmenin öğrencilerle iletişimi oldukça güç gerçekleşecektir. Sınıf içerisinde yaşları çok büyük olan ve hala ilk okula devam eden ve Türkçe bilmeyerek okuma-yazma öğrenmeye çalışan öğrencilere sağlıklı bir eğitim-öğretim ortamı oluşturmak oldukça zor olacaktır. Köylünün genelde savunduğu görüşe göre kız çocuklarının okutulmaması ve öğretmenin muhtemelen buna karşı çıkarak aileleri ikna etmeye çalışması da sorunları sınıf ortamına taşıyacaktır. Köy bütçesi ve öğretmenin elde edeceği imkanlar çerçevesinde sınıf ortamını sağlıklı bir eğitim öğretim ortamı halinde düzenlemek gerekli araç ve gereçleri temin etmek, okul ve sınıfın bakımını gerçekleştirmek kendini ayrı bir problem olarak gösterecektir. Yetersiz kalan eğitim-öğretim malzemeleri öğretmeni zor duruma sokacak ve kaliteli öğretim gerçekleştirilmesini güçleştirecektir.
Öğretmen; köyde personel yetersizliğinden dolayı müdür, memur, müstahdem görevlerini de gerçekleştirmek durumunda kalacaktır. Öğretmene ekstradan işler çıkacağı için öğretmen kendine zaman ayıramayacak ve yoğun bir çalışma temposuna girecektir. Bu olumsuzlukların yanı sıra; fikir alışverişinde bulunacağı, bilgilerinden faydalanabileceği ve yarar sağlayabileceği birinin olmaması, öğretmenin yaşayabileceği temel sıkıntıların başında yer almakta.
Aslında insan görmek isterse baktığı şeyde pek çok olumsuzluk görebilir. Asıl olan ise; tüm olumsuzlukların içerisinde olumlu noktaları bulabilmek, güzelleri fark edip çekip alabilmektir. En başta; sizin sizin gözlerinize bakarak kendilerini görmeye çalışan , ağzınızdan çıkacak sözleri kollayan, inanan, güvenen ve benimseyen, geleceğine şekil verebileceğiniz ufacık çocukların hayatlarına girmek, ne büyük mutluluk verir insana. Öğretmenlere emanet edilen ve şekillendirilmeyi bekleyen çocuklar istenildiği üzere yetiştirilebilir
Şehrin yoğunluğundan sıyrılarak; köyde hava kirliliği, trafik sorunu, gürültü, ekonomik sıkıntılara sebep olan ikamet, sorunlarını yaşamadan, strese girmeden kaliteli bir eğitim-öğretim gerçekleştirilebilir. Ayrıca; öğrenci sayısının az olmasıyla, öğrencilerle bire bir iletişime geçme ve öğrencilerle yakın ilgide bulunma imkanları artacaktır.
Köy halkının şehirde yaşayan velilere oranla, okul ve öğretmene duyduğu saygı ve sevginin yoğun olması sebebiyle öğretmen saygın bir mevkiye sahiptir. Öğrenci velileriyle kurulacak yakın ilişkiler sayesiyle öğrenci sorunlarına daha fazla eğilebilme, eğitim-öğretim ortamını bu kriterlere göre zenginleştirme olanağına sahiptir. Öğretmenini seven ve gözünde mükemmel bir insan olarak canlandıran öğrenci; hem öğretmene hem de öğretmenin yaptığı çalışmalara daha fedakar ve özverili bir şekilde yaklaşacaktır.
Amirlerin yersiz baskılarından uzak ve şehrin karmaşasından sıyrılmış öğretmen, eğitimin amaçlarına uygun olarak özgür ve vicdani bir çalışma prensibi belirleyerek uygulayabilir. Bunların yanı sıra; kırtasiyeciliğe dayalı uygulamalar, dersliklerin yetersizliği gibi sorunları bir kenara bırakarak uygulayacağı eğitimin kalitesini arttırabilir.
Köyde öğretmenlik yaparken; köyde yaşamın verdiği rahatlıklardan yararlanarak, gereksiz harcamalardan kaçınarak ve haliyle ekonomik harcamaları en aza indirerek öğretmen geleceğine yatırım yapabilir, maddi birikimler gerçekleştirebilir. Öğretmenin köyün temiz havası ve dinlendirici ortamıyla, şehirde karşılaşma oranının daha yüksek olduğu hastalıklara yakalanma olasılığı daha az olacak ve buna dayalı olarak sağlık sorunlarının oluşturacağı maliyet azalacaktır.
Tam bunların ötesinde; öğretmenlerinin gözlerinin içine bakan, ağzından çıkan her kelimeyi doğru kabul eden, her sabah yüzlerinde gülümsemeyle öğretmenini karşılayan çocuklar insanın tüm sorunlarını ardında bırakmasına sebep olabilir. Eskiden beri süre gelen, köy okullarındaki çocukların daha uysal, öğretmene daha bir saygıyla bakan bireyler olduğu görüşü eminim ki hala geçerliliğini sürdürüyor. Gerçeklikle söylüyorum ki; şu anda bile kendimi bir köyde öğretmenlik yapıyor olarak düşlerken yüzümde bir tebessüm oluşuyor. Bilim ve teknolojiyi takip ederek, gelişen ve değişen yaşam standartlarını göz önünde bulundurarak ve bilgilerini tazeleme ve geliştirme çabası içine girerek eğitim-öğretim faaliyetlerini düzenleyen öğretmen kaliteli bir öğretim gerçekleştirecektir. Tüm zorluk ve olumsuzluklara karşı kendi prensiplerinden taviz vermemesi, hep daha iyiyi hedeflemesi, öğretmenin köy yaşantısına gömülmemesi yerine, köy halkını ideal standartlar doğrultusunda ilerletmesini sağlayacaktır. Bu durumsa, öğretmenin fikren ve manen huzurlu ve görevini hakkıyla yerine getirmesinden kaynaklanacak mutluluğu beraberinde getirecektir.
Dilek BOZKIRLI
KÖYDE ÖĞRETMENLİĞİN SIKINTILARI VE KOLAYLIKLARI
- Köy öğretmenlerinin kendi giderleri için pek de para harcaması gerekmiyor. Eğer kışın yolları kapanıyorsa, istese de harcayamaz. Ev kirası ödemesi gerekmiyor. Bir çok yerde yumurta, peynir, süt...gibi ihtiyaçlarını da köylüler karşılıyormuş zaten. Sık sık aynı giysileri giyen öğretmene, çocuklar "Öğretmeni, sizin başka giysiniz yok mu?" diye de sormazmış. Ulaşım için de para harcanmıyor.
Ancak bana kalırsa okulun ve öğrencilerin araç-gereç eksikleri iyi bir öğretmeni rahatsız eder ve bunlara para harcar. Bir çok köyde veliler eğitim için para vermekten kaçınırmış. Malatya merkeze bağlı Yeniköy ve Sivas'ın Ulaş ilçesine bağlı Küpeli köyü'nün 2/3'lık bir kısmı buna örnek. Ben sadece paralarının olmadığını düşünüyordum. Ama küpeli köyü imamı, camiye yapılacak ikinci minare için bağış topladığında, her ev birer koç bağışlamış. Yani isteseler verirler. Neden her ne olursa olsun okulun ve öğrencilerin ihtiyaçları karşılanmazsa duyarlı bir öğretmen buna "Boş ver!" deyip geçemez ve kesenin ağzını açabilir.
-Eğer çocuklarla aynı dili konuşmuyorsanız, eğitim öğretim etkinlikleri büyük ölçüde aksıyormuş. Tek sorun dil de değil ailenin eğitim-öğretime değer vermemesi, yardımcı olmaması, kız çocouklarını okula göndermek istememesi, çocukların tarım ve hayvancılık gibi işlerde çalışması nedeni ile okula gelememesi,biliçsiz ve eğitimsiz ailenin çocuğa dersleri konusunda yardım etmemesi ya da edememesi, ders araç- gereçlerinin eksikliği, çocukların okula düzenli gelememesi... Bunları bana öğretmenler anlattı. Benim de eklemek istediklerim var:
Köye genellikle deneyimsiz öğretmen gönderiliyor. Bir de birleştirilmiş sınıfta tek öğretmense faydalanabileceği eksikliklerini giderebileceği bir iş arkadaşı yok. Eğer yol yoksa komşu köye veya ilçeye de gidemez, yardım alamaz.
Öğrenci sayısı az olunca ilgi ve yeteneklerine göre öğrencilere yeterince yardımcı olamaz. 20 öğrencinin bulunduğu bir okulda koro oluşturmak için hepsinin müzik kulağının olması, müziği sevmesi, buna yetenekli ve istekli olması gerekir. Voleybol, futbol vs. gibi spor etkinlikleri yapılacak ve bir takım kurulacaksa bunların hepsinin voleybol ve futbola ilgisinin olması, yetenekli ve istekli olması gerekir. Bu da yetmez bir sınıf ve bir müdür odasından oluşan bir okulda, kış aylarında spor çalışması yapılamaz. 5-6 ay çalışmaz ve sonra çalışmaya başlarsa da verimli olmaz. Bu şartlarda öğretmenin çocukların ilği ve yeteneklerine göre gruplar oluşturması mümkün değıldır. Şartlar uygun olsa da köylü kızının voleybol oynamasına izin verecek mi? Verse bile çocuk, çalılşmalarının ve emeğinin ürününü almak istemeyecek mi? Bir takım oluşmazsa, müsabaka yapılmazsa çocuk ve veli zamanını boşa harcadığını düşünmeyecek mi? Öğretmen onlara bunun aksini nasıl anlatacak? Bunların hepsi bir yana, öğretmen hem koro hem voleybol hem futbol... için yeterli zamanı bulabilecek mi? Öğretmenin bu alanlarda bilgi ve yeteneğe de ihtiyacı vardır. Müzik kulağı olmayan öğretmen çocuğun doğru sesi çıkarıp çıkarmayacağını nasıl anlayacak? Bunların hepsi için çok sayıda öğretmen ve çok sayıda öğrenciye ihtiyaç var.
6 aylık resim öğretmeni bana şunu söylemişti:Eğitim-öğretim bir ekip çalışmasıdır. Öğrenci, veli, yönetici ve öğretmenlerden oluşan bir ekip... O öğretmen öğrencilere güler yüzlü, yumuşak ve yakın davranıyormuş ama ailesinden dayak yiyerek okula gelen, diğer öğretmenlerden dayak yiyen çocuklara bu şekilde yaklaşmak, öğrencilere de kendisine de bir şey kazandırmadığı gibi onu köreltiyormuş. Çünkü, öğrenciler onu ve dersini önemsememeye başlamış. "Bu bir ekip çalışmasıdır. Ya diğer öğretmenler benim gibi davranacak ya da ben onlar gibi..."dedi. Işte tek öğretmenli bir okulda bu tür sorunlar daha az yaşanabilir. Çünkü öğretmen ne derse, ne yaparsa doğrudur. Ben bir sınıfta "Şiddet uygulamak doğru değildir." dediğimde ve yaptığımda, çocuk aksi bir uygulama görmeyecek bir başka öğretmenden.
Bir de tek öğretmenli okulda, öğretmen vicdanı ile başbaşadır. Teftiş pek de ise yaramıyor anladığım kadarıyla. Çünkü hala şiddet uygulayan, kendını geliştirmeyen, öğrenciye ezber dışında birşey yaptırmayan öğretmenler görev yapıyor. Tek denetim, öğretmenin vicdanı, bu durum öğretmen açısından kolaylıktır. Ancak farklı açılardan da bakmak gerekir.
- Öğretmenlerin en çok sözünü ettiği ve yakındığı durumlardan biri de sağlık koşulları. Bir tarafta doğal ve sağlıklı bir yerleşim birimi, diğer tarafta da sağlık personelı ve ilaç yetersizliği var. Sağlıklı yaşam ve dengeli beslenme konusunda bilinçsiz aile ve bilinçsiz çocuklar var.Tek tip beslenme, hayvanlarla yakın ilişkiden doğan hastalıklar, ebe bulunmadığı için riskli doğumların ölümle sonuçlanması, soğuk hava koşullaruı nedeniyle donma tehlikesi geçiren çocuklar, temizlik alışkanlığı kazanmamış insanlar... Siirt'in Geçitaltı köyünde öğretmenlik yapan Hasan Dayanıklı adlı bir öğretmenin gece yarısı kapısı çalınmış. Gelen iki kişiden birinin gelini doğum yapamıyormuş. Çocuk ters geliyormuş. Bunun için öğretmenden yardım istemişler. Öğretmen kadını bir merdivene yatırmalarını ve bu şekilde yaya olarak (5 saatlik) ilçeye götürmeye karar vermişler. Yarım saat sonra kadının çığlığı ve bebek ağlaması duyulmuş. Sarsıntıdan dolayı bebek düzelmiş ve doğum olayı gerçekleşmiş. Kadın, bebek ve öğretmen bu kadar şanslı olmayabilirdi.
Köyde hukuk kuralları değil töreler biliniyor ve önemseniyor. Görüştüğüm 5 öğretmenden 3' ü "Köylünün suyuna gitmek gerek." diyerek köy kurallarına, 2' sı "Doğrusu hukuk kurallarıdır. Buna uymak ve köylüye öğretmek gerekir." diyerek hukuk kurallarına uymaya çalışmış. Yani bu durumun sıkıntı olarak kabul edilmesi öğretmenden öğretmene değişir. Elbette köylü ile iyi geçinmek gerekir. Ancak doğru olmadığını bile bile beşık kertmesi senedi hazırlamak bana göre değil. Mesele sadece rahat etmem değil, köylü nasıl gelişecek, nasıl değişecek öğretmen onlara yardım etmezse? Öğretmen yardım etmek için neyi bekliyor? Amacı ne? Bu isi öğretmen yapmazsa kim yapacak?
Kısaca, köyde öğretmenliğin sıkıntıları ve kolaylıkları, köyden köye, öğretmenden öğretmene değişir. Sıkıntıların çözüm yolları da...
Melike YETKİN
Köyde Öğretmen Olmak ya da Öğretmenli Köy Olmak
"Türk köylüsünün ruhu, durgun ve derin bir sudur.
Bunun dibinde ne var? Bir yalçin kaya mi, bir yumusak
kum tabakasi mi?"
Köy ve ögretmen kelimelerinin bir araya gelerek
olusturdugu bu ifade, köy'ün ve ögretmen'in
çagristirdigi anlamlardan azade fakat onlari da içeren
genis kavisli bir parantez açiyor. Köyde ögretmen
olmak ögretmene, ögretmenli köy olmak köy'e deger
katan bir olumlu durum olarak düsünülüyor.
Zorluklari güzelligine ve kudsiyetine engel olamayan
bir fedakarlik meslegidir ögretmenlik... Tabii hakki
verilerek icra edilen bir sanat oldugu müddetçe bu
geçerlidir.
Köye ve köylüye dair edinilecek ilk olumsuz
izlenimler sonrasinda su sarsici satirlar animsanmali:
"Bunun sebebi, Türk aydini gene sensin! Bu viran ülke
ve bu yoksul insan kitlesi için ne yaptin? Yillarca
onun kanini emdikten ve onu bir posa halinde kati
toprak üstüne attiktan sonra, simdi de gelip ondan
tiksinmek hakkini kendinde buluyorsun." (Yakup Kadri)
Köyde egitim konusunu en iyi tahlil edenlerden biri
olan ve Köy Enstitülerinin kurulmasina ön ayak olan
I.Hakki Tonguç'un bu alandaki tespitleri oldukça
manidardir.
1940'li yillarda Türk aydinin köyü ihmal
ettigini söyleyen Tonguç devaminda "...Bazi aydinlar,
köye ve köylüye romantik yaklasmis, bazi aydinlar köyü
tamamen reddetmis, bazilari ise köyü sadece ziraat
açisindan degerli, köylüyü sehirlinin yiyecek
ihtiyacini karsilayan birey olarak tanimlamistir..."
Yine Tonguç'a göre, ülkenin kaderinin degismesi,
ülkenin kalkinmasina baglidir. Köye dayanmayan hiç bir
kalkinma kesin sonuç vermez. Köylü fakirse halk da
fakirdir.
Milli egitimin temel hedeflerinden olan "çagdas
uygarlik seviyesine yükselmek" amaci, köysüz köylüsüz
gerceklesemeyeceginden ögretmen "toplumsal degisim
ajani" olarak çalisacagi köyde ne yaptiginin
bilincinde, sorumluluklarinin farkinda ve görevinin
gerektirdigi niteliklere sahip olmalidir.
Köyde köylülesme tehlikesiyle karsilasan ögretmen,
çok uyanik olmazsa bu köylüyü ve köyü tanima, köyün
sosyal ve psikolojik özelliklerini kavrama sürecinde
orjinalligini, farkliligini, aydin olma vasfini
yitirebilir. Oysa amaç, ögretmenin köylülesmesi degil;
köylünün ögretmenlesmesidir. Ögretmen burda bilimi,
teknolojiyi, cagdas degerleri ve ulusal vizyonumuzu
temsil etmektedir.
Ögretmen köye ilk adim attiginda elinde bir orakla
hasata gelmis çiftçi gibi davranirsa hayal kirikligina
ugramasi olasidir. Önce kendine "Ne ektin ki, ne
biçeceksin?" diye sormalidir. Ve Anadolu halkinin
ruhuna nüfuz etmeye, kafasini aydinlatmaya, vücudunu
beslemeye, üstünde yasadigi topragi isletmeye
yönlendirmeli; onu hayvani duygularin, cehaletin,
yoksullugun ve kitligin elinde birakmamalidir.
Köy ögretmenleri, köyü degistirirken hic degismezler
mi?
Degisirler...
Köyde yasayan ögretmenlerle görüstügümde dis cephelerinin (kilik kiyafet tras sekli vs.) degistigini gözlemledim. Konusmalrinda yer yer köylü pelesenklerinin yer bulduguna sahit oldum. (istisnalar her zaman mevcuttur!)
Mesleki anlamda az ögrenci, cok konu ve orman
arazileri gibi agaclandirmaya müsait, verimli ama
fidansiz zihinler. Her şey sizin elinize bakiyor. Her
zaman yapacak çok isiniz var... Ama mesleki doyum
için; bir mesenin 50 yilda bir palamut verdigini
animsayarak beklemek, sabretmek zorundasiniz. Iste bu
sürece alisana kadar ögretmen, kendi yeterliliklerini
sorgulayacak, basarisizliklardan kendini sorumlu
tutacak ve iyi ögretemedigini düsünecek olursa;
kendilerini istifaya kadar sürükleyecek duygusal bir
sendrom içine girebilir. (Mesleklerinin ilk
senelerinde istifayi düsünen bu kadar çok ögretmen
oldugunu ben de bilmiyordum!)
Sosyo-kültürel anlamda kozmopolit bir hayata hazir
olmasi gereken köy ögretmeni esnekligi elden
birakmamalidir. Fakat ya asiri gelenekçi bir aileden
geliyorsa? Ya da köyün tuhaf adetlerini açiktan
elestirir, yadirgar ya da kötülerse?! Iste o zaman
köylü ile arasinda bir uçurum meydana gelecektir. Bu
uçurumun olmamasi için sürekli toleransli, anlayisli
ve hosgörülü olmak muhtemelen ögretmeni psikolojik
anlamda yipratacaktir.
Idealist ögretmenlerin yasadiklari olumsuzluklar
sonrasinda yilmamalari için, idari ve sinif
teftislerinde rehberlik etmekle yükümlü müfettislerin
takdirleri ögretmenlerin azimlerini arttirabilir.
Fakat bu rehberlik hizmetinin aksamasi ya da tam
yapilmamasi ögretmene kolayciliga; tek yöntem, tek
program, tek sinif,iki materyal (tahta ve tebesir) le
dönemi bitirmeye yönlendirebilir. Ögretmen yenilenme
ve gelismeye açiklik yetenegini yitirebilir ve
vazifesini boslayabilir.
Ekonnomik anlamda köy ögretmenligi -köyde kalanlar
için özellikle- getirisi götürüsünden fazla olan
avantajli bir meslek olarak görünmektedir. Bu durum,
ögretmen ve köylünün iletisiminin kalite ve niteligine
göre degisebilmektedir.
Ders kitaplarinin yoklugu, egitim araçlarinin
temini idari defter ve materyallerin, demirbas
esyalarin temin ve korunmasi ögretmenin sorumlulugunda
oldugundan ekonomik anlamda bazi ekstra giderlere
sebep olabilmektedir.
Farkli köylerde farkli kültür ve yasantilari
gözlemleyen ögretmenlerin ülkeleri hakkinda daha
objektif ve tutarli bir perspektife sahip olacaklarini
düsünüyorum. Çok okuyan kadar çok gezenin de çok
bildigini varsayarsak ve yaparak yasayarak ögrenmenin
en kalici ögrenme oldugunu hatirlarsak; köylerin
ögretmenler icin hem mesleki hem de bireysel
gelisimlerinde çesitli ve degerli tecrübelere kapi
araladigi açiktir.
Ögretmen Evliya Çelebivari gözlemciligi, meraki, arastirmaciligi takinir; Anadolu ve Rumeli'yi en bastan bütünüyle severse, "sevgi dolu bir kalbe hiçbir kalp hayir demez." sirrinca sevilir.
Ayrica köyün danisma gruplarini ve grup normlarini
iyi bilen, köylünün sorunlariyla ilgilenen, mali ve
hukuki konularda ve köylüyü haklarindan haberdar
etmede onlara yardimci olan ögretmen psiko-sosyal
anlamda doyuma ulasir.
Her ne kadar köyle kent yasami arasinda gel-gitler
yasayan, sanatsal, kültürel ve sportif faaliyetlere
katilamayan ve bu yüzden entellektüel kimligi
zedelenen ögretmen düsüncelerini ifadede ve onlarin
dogru anlasilmasinda problemler yasasa da
unutmamalidir ki:
"Bir mıh, bir nal kurtarır
Bir nal, bir at kurtarır
Bir at, bir atlı kurtarır
Bir atlı, bir muharebe kurtarır
Bir muharebe, bir ülke kurtarır."
Daha aydın yarınlara kanat çırpmak ümidiyle, açık uçlu saygılarımı sunuyorum.
Gülsüm Akboğa
KÖY ÖĞRETMENLERININ SORUNLARİ
Toplumların gelişmişlik düzeyi, ,yetiştirmiş oldukları insanların
kalitesine bağlıdır.Bunun için eğitime destek verilmeli , mali bütçede
eğitime mümkün olduğunca büyük pay ayrılmalıdır.Insanlarda, kişiliğin
temelleri çocukluk yıllarında atılır.Çocukluk yıllarında, birey ne
öğrenirse büyüdüğü zamanda o davranışları gösterir.Daha sonra bu
davranışları değiştiremeyiz.Burada okul öncesi ile ilkokul öğretmenlerine
büyük görevler düşmektedir.Fakat ülkemizde sınıf öğremenleri
önemsenmemekle birlikte , bu dönem çocuklaında gelişimsel (zihinsel ,
psikolojik) özellikleri dikkate alınmamaktadır. Aksine branş
öğretmenlerine büyük önem verilmektedir.Sınıf öğretmenliğinin bu derece basite indirgenmesinde devletin izlediği eğitim politikasının da yeri büyüktür.Çünkü, bu alana eğitimle alakası olmayan kişiler getirilmiştir.
Bu yüzden toplumun da, sınıf öğretmenliğine bakış açısı olumsuzdur.Ister
okumuş (cahiller) isterse okumamış insanlar olsun bu işin yalnız öğretim
kısmıyla ilgilenmektedirler.Diğer faktörler göz ardı edilmektedir.Kısaca
sınıf öğretmenliği cazip bir meslek değil, ancak insanların en son
başvurdukları ( aç kalmamak için ) bir meslek olmuştur.
Sınıf öğretmenlerinin ilk atandığı yer olan köylerde
karşılaşılan sorunları şu şekilde sıralayabiliriz.
-Köyün öğretmenlere itici gelmesi:Gerek sosyal etkinliklerin olmayışı,
gerekse köy yaşayışını görmeyenler için köyün son derece itici gelmesi,
-Köyde , sağlık kurumlarının olmayışı,
-Yiyecek temin edecekleri bir yerin olmayışı,
-Barınak problemi
-Ulaşım zorluğu.
-Köyde okumuş kimsenin olmayışı: Bu sorun yüzünden öğretmenin
arkadaşlık kuracağı kimse olmadığından , öğretmenin kendisini
geliştirememesi yüzünden mesleki erozyona uğramaktadır.
-Maddi sıkıntılar,
-Müfettişlerin, köy çocuklaının öğrenim düzeylerini ve çevre
koşullaını bilmeden gereksiz açıklamalarda bulunmaları, öğretmenleri güç
durumda bırakmaktadır.
-Öğretmenin, gün boyu ayakta durması ve tebeşir tozu yutması yüzünden
sağlık sorunları ile karşı karşıya kalması,
-Köylülerin , çocuklarının eğitimiyle ilgilenmemesi,
-Öğrencilerin ,dil problemleri yüzünden öğretmenin anlattıklarını
anlamakta güçlük çekmeleri,
-Velilerin , veli toplantılarına katılmamaları,
-Okulun ihtiyaçları söz konusu olduğunda veli ilgisizliği,
-Öğretmenlerin her şeyi bildiği anlayışı , yüzünden öğretmenlere her
türlü sorunu getirip, ondan bu sorunları çözmelerini istemeleri
(hastalanan çocuklaına ilaç istemeleri gibi)
gibi sorunlarla öğretmenler karşı karşıya kalmaktadır.
SALİHA FİDANLIGÜL
' Büyük düşün ama küçük zevklerin de tadına var ' demiş ünlü
büyüklerimizden biri.Öğretmenlik , büyük düşünülmesi gereken önem-
li bir meslektir.
Öğretim , tarihte görüldüğü gibi sadece ' seçkin ' insanlara veri-
len bir olgu değildir. Özellikle ülkemiz için düşünüldüğünde nüfusumu-
zun büyük bir kısmı kırsal alanlarda yaşamaktadır.Siz sadece şehir-
deki insanlara eğitim-öğretim sunarsanız nüfusun büyük bir bölümünü
gözden çıkarmış olursunuz.
Köyde öğretmenlik yapmış öğretmenlerimize ' köyde öğretmen-
lik yapmak insana ne kazandırır ne kaybettirir 'diye sorduğumda çoğu
' bu iyi birşey değil bol bol canınız sıkılır 'dedi. Bazı öğretmenlerimiz
ise ' köyde çok şey öğrenirsiniz , insan ilişkileri daha kuvvetlidir , dene-
yim kazanırsınız , birikim yapabilirsiniz , herşeyin hormonlu olduğu bu
dönemde dogal beslenir , temiz havada yaşarsınız ' dediler.
İlk sözümüze geliyoruz sanırım. Eğer siz kendinizi yetiştirmek
istiyorsanız bir yolunu bulup bunu başarabilirsiniz ' mesleki erezyona
uğrarsınız ' diyenlerin aksine ; eğer siz eğlenmeyi seviyorsanız ken-
dinize bir uğraş bulabilirsiniz (sonuçta köyde de insan var ) 'sosyal hiç-
bir şey yok ' diyenlerin aksine.
Her işin zor , kolay ; sevilen , sevilmeyen ; güzel , çirkin ; iyi ,
kötü... yönleri vardır.Her ne kadar gideceğimiz köyler bizim bakış
açımıza göre güzelleşecekse de çoğumuz köylere gitmek istemeye-
ceğiz.Benim tek isteğim : biraz para kazanmak için oradaki çocukların
hayatıyla oynanmamasıdır.Hala köye gitmek istemeyen arkadaşları-
mız varsa bir an önce para kazanmanın farklı bir yolunu bulmalılar.
Figen ÇAM
Her işin olduğu gibi köy öğretmenliğinin de hem iyi hem kötü
yönleri var.
Doğayi ve doğal ortamı sevenler için köyde öğetmenlik yapmak
büyük avantaj.Şehrin kalabaliği ve sitresinden uzak. Insanlarinda sa-
mimiyet var,birbirlerine değer veriyorlar.Bunlar bir insan için çokşey
ifade eder.
Birde olumsuz yönlerine bakalım: sosyal faliyeti yok,gezilecek yer
yok,sinama yok,market yok daha bir sürü yok. bana göre bunlar bü-
yük sorunmuş gibi görülmemeli. insan isterse herşeyin üstesinden ge-
lir. Öğretmen bunun gibi bazı şeylerden mahrum kalabilmeli,birkaç
ferdin yasamina güzelik getirmek için.
Sahile deniz yıldızları vurmuş,ölmek üzereler hepsi de suya muh-
taç. Küçük bir çocuk hızla bu deniz yıldızla
Yorum (3) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!
3 yorum yazılmıştır
Yazan:mehmet yalçın | Tarih: 2009-08-14 00:32:13Konu: yarım bırakmayın söyleyin
Yazan:ASKER ENG. | Tarih: 2009-05-02 12:40:50söyleceğiniz bir şeyler varsa lütfn sonuna kadar söyleyim. ben her zamn dinlemey hazırım ve dinledimdi herkesi. Ama sende beni dinleyceksin çünkü benimde söylecekelrim oalbilir....
Konu: eyitim isteyen öğrenciler
Yazan:isimsiz | Tarih: 2007-06-25 18:06:12slm ben sunda ist de askerim köyde öğretmenlik demis siniz siz nereye giderseniz gidin ama o köy kadar güzel ve serefli köy bulamasınız köyde her türlü ihtiyaçlarınız karsılanıyur köylüler sizden istediği çocoklarına iyi eyitim vermenizdir siz ise her site ye yaymısınız neyse benden bu kadar
Konu: selamlar
sitenize tesadüfen girdim ve gerçekten çok beğendim.bukadar zor koşullar altında bıkmadan yorulmadan görev yapan değerli meslektaşlarımı candan gönülden kutluyorum.ben melike yetkin hanfendinin yazısını çok beğendim.melike hanımla bağlantıya geçmek istiyorum.kendisine soracağım ve konuşacağım bazı şeyler olacak.eğer bir mail adresi yazıp gönderirse çok mutlu olurum.başarılarınızın devamını diliyorum....hoşçakalın